Türkiye'deki Korumacı Mimarlar'a Çağrı - Fener-Balat ve Tarlabaşı elden gidiyor!
Mimdap Forumları
07 Eylül 2010, 05:50:52 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye'deki Korumacı Mimarlar'a Çağrı - Fener-Balat ve Tarlabaşı elden gidiyor!  (Okunma Sayısı 1927 defa)
Ali Emrah ÜNLÜ
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 5


Üyelik Bilgileri
« : 01 Kasım 2009, 01:21:29 ÖS »

Değerli Korumacı-Mimar Meslektaşlar,

Gözlerimizin önünde Fener-Balat-Ayvansaray ve Tarlabaşı ile ilgili tarihi yapıların akıl almaz yıkımını başlatacak kararlar alınıyor. Tarlabaşı ve Fener-Balat semt halkı dernekler kurarak bu yıkımın karşısında durmaya çabalıyor. Eğer bu çabalar karşılıksız kalırsa ;

1.   Özgün niteliklerini, plan şemalarını ve cephe düzenlerini hala koruyan 19.yy sonu 20.yy başı ayakta kalabilmiş sivil mimarlık örnekleri bu semtlerde yok edilecek. Nasıl mı?
a)   Tarihi Yapıları parsel bazında tek yapı olarak ele almak yerine ada bazında değerlendirerek, birleştirerek özgün plan şemaları yok ediliyor.
b)   Yenileme Alanları Koruma (ma) Kurulu tarafından onaylanan avan projelerde cephe düzenleri değiştiriliyor. Cepheler tiyatro dekorları haline getiriliyor.
c)   Mevcut ayakta duran tarihi yapıların altlarına otopark ve bodrum katları inşa ediliyor, dolayısıyla cephe dışındaki kısımlar yıkılarak yeniden yapılıyor- Adalar bile zemin altında birleştiriliyor, mevcut yolların(sokak) altı dahi otopark olarak kullanılıyor.
d)   Tarihi binalardaki düşey sirkülasyon ve üst üste çalışan plan düzeni yok ediliyor, apartman düzenindeki yatay daire sistemi getiriliyor.
e)   Proje Ekipleri hazırladıkları avan projelerde bina içlerine giremedikleri, (ev sahipleri izin vermediği için) , bu yapıların içlerinde var olan, kalemişi, ahşap tavan, demir elemanlar, özgün ahşap merdivenler vs. gibi halen yerinde var olan tarihi niteliği olan yapı elemanlarından bağımsız olarak o binanın yıkılarak yapılmasına, yandaki parsel ile birleştirilmesine karar verdikleri için bu tarihi yapı elemanları baştan kaybedilmiş oluyor.
f)   Tarihi yapı karakteri ile bağdaşmayan kat ilaveleri getiriliyor. Bazı adalarda 3-5 kat ilaveleri görülüyor. Tüm boşluklar doldurularak mono-blok yapılar ortaya çıkarılıyor.
g)   Yenileme alanı olarak ilan edilen alanlarda; 5366 sayılı kanun kapsamına alınarak; 2863 sayılı Koruma Kanunu, Koruma Yüksek Kurulu İlke Kararları ile bağdaşmayan ayakta duran tarihi yapının yıkımı, tevhid (ada bazında), zemin altı kullanım, konut altı otopark, ilave kat gibi tarihi dokuyu yok edici inşaata izin veriliyor. İki kanun ve yönetmelikleri birbiri ile tam zıt hükümler içeriyor.
2.   Avrupa Birliği’nin 7 milyon Euro hibesi ile , Avrupa Birliği ve Fatih Belediyesi tarafından ortaklaşa olarak 2003-2008 yılları arasında, 121 adet yapının yıkılmadan, özgün malzemesi ve plan düzeni ile, içindeki insanlar (ev-sahibi-kiracı) yerlerinden edilmeden restore edilmesi ile sonuçlanan, Fener-Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı kapsamında olan 30’dan fazla tarihi yapının ve Balat Çarşı’sındaki dükkanların dahi yenileme projesi kapsamında yeniden değerlendirilerek, yıkılacak, yenilenecek binalar arasında yer alması, Fatih Belediye’sinin bu evlerin sahipleri ile yaptığı sözleşmelere, Avrupa Birliği, Hazine ve Fatih Belediyesi arasında yapılan anlaşmalara tamamen aykırı durum oluşturmakla kalmayıp, 5366 sayılı kanunun asıl amacı olan;  yıpranan tarihi yapıların dışında hali hazırda restore edilmiş olan yapıların dahi proje kapsamına alınması; aslında amacın yıpranan tarihi yapıları ihya etmek olmadığını göstermektedir.
3.   Bu semtlerde yaşayan insanlar yerlerinden edilecek. Nasıl mı?
a)   Mülk sahiplerine üç seçenek sunuluyor, kendin yap (bizim projemize göre); biz yapalım (mülkün yarısını alalım); kamulaştıralım.
b)   Mahalle ölçeğinde sosyolojik, kültürel, ekonomik durum yeterince incelenmeden; koruma amaçlı olmayan kararlar alınıyor, İstanbul geneli, tarihi yarımada gibi üst plan gerekleri hiçe sayılarak işlevlendirme yapılıyor bu alanlar ile ilgili hazırlanmış hiçbir master plan, koruma amaçlı imar planları kabul edilmiyor veya yapılmıyor.
c)   Kamulaştırma aba altındaki sopa olarak kullanılıyor. Razı ol yoksa kamulaştırırız deniliyor. Kamulaştırma hangi kaynak ile yapılacak? Kamu yani bizler mi ödeyeceğiz?Mal kimin olacak?
d)   Ev sahiplerine yeni projelendirme sonucu ortaya çıkacak yeni toplam alan üzerinden değil, mevcut bina kullanım alanı üzerinden pay verileceği söyleniyor. Bu insanlar çekirdek aile olarak (büyükanne-büyükbaba, ebeveyn, çocuk, gelin-damat ve torunlar) bu yapılarda aynı tencerede pişen yemek ile karınlarını doyuruyorlar, bu şekilde dayanaşarak ayakta kalıyorlar. Bu aileler mekansal olarak ayrıldıklarında, hangi gelir ile geçinebilecekler?
e)   Mevcut Semt halkı ve esnafı yokediliyor. Mahalle dayanışması ortadan kaldırılıyor. Evinin altındaki dükkanını kiraya vererek geçinen ailenin elinden dükkanı alınıyor.
4.    EV sahiplerinin evleri ile ilgili kararlar alınıyor ancak ev sahiplerine haber verilmiyor, sürece katılmaları sağlanmıyor, şeffaflık ilkesi gözardı ediliyor.
a)   Fener-Balat ve Tarlabaşı yenileme alanlarında, proje, imar planı, uygulama yapacak ve tapudan pay alacak tüzel kişi aynı; kuvvetler ayrılığı ilkesi hiçe sayılmış. Aynı grup, hem alan bazında imar planı hükmünde olan planları yapıyor, hem avan projeyi yapıyor, hem uygulama projesini yapıyor, hem uygulama işini üstleniyor, hem de tarihi binalar yıkılarak, birleştirilerek, altlarına ve üstlerine kat ilave edilerek ortaya çıkacak olan yeni durumdan tapu üzerinde pay alıyor. Bu halde kamu yararını gözetmekle yetkili, anayasa ve kanunlara bağlı belediye (idare) nasıl kamu yararını gözetebilir? Fener-Balat’ta avan projeler yenileme kurulunda onaylandı ama hala tüm başvurulara ve yazışmalara rağmen ev sahiplerine projeler verilmiyor, gösterilmiyor.
b)   Semt halkının gerçekten ne istediği ile ilgili hiç bir sosyal saha çalışması (anket) yapılmadan kararlar üretiliyor.
c)   Ev sahipleri ile anlaşma sağlanamazsa, Kamulatırma bedelleri kimler tarafından ödenecek? Bedelleri kim belirleyecek? Hepimizin verdiği vergiler mi kullanılacak, vergiler kullanılacak ise, yeni mülkler kimin olacak? Bu işi üstüne alan grup mu bu bedelleri ödeyecek, (kamulaştıma usulüne aykırı)? TOKİ mi devreye sokulacak (yeni ortaya çıkan konutlar sosyal konut olarak mı satılacak)? Mülkiyet hakkı gibi anayasa ile korunan bir hak ev sahiplerinin elinden nasıl alınabilecek?
d)   İdare ve yüklenici arasında yapılan sözleşmeler (kat karşılığı inşaat sözleşmeleri) hangi yasal zemine oturuyor? Kimin malı için kiminle pazarlık edilip paylaşılıyor (başka deyişe kimin malını kime satılıyor)? Ev sahiplerinin daha haberi bile yokken, yüklenici ile idare paylaşım anlaşması yapıyor. İdare neden, hangi hakla bu işten pay alıyor? (Tarlabaşı’nda zemin altında yapılacak olan yeni katlar Belediye’ye devr ediliyor.)
Meslektaşlar,
Bu plan 2006 yılından itibaren adım adım uygulanıyor, önce kanun (5366), sonra kamulaştırma (tüm adaların kamulaştırma kararları alınmış durumda), avan proje onayı, ŞİMDİ BURADAYIZ, ev sahipleri ile anlaşma (veya kamulaştırma), uygulama proje onayları, İNŞAAT (tarihi yapıların yıkımı da diyebiliriz), PAYLAŞIM.  Henüz geç değil ancak geri dönülmez eşik çok yakın. Eğer bizler şimdi birşeyler yapmaya uğraşmazsak, iş işten geçmiş olacak ;
Bu güzelim tarihi yapılar yıkılacak, yerlerine onların güzelliğine, tarihselliğine, doğallığına yakışmayan dekor cepheler ve yepyeni plan düzenleri getirilecek.
Bu semtlerdeki insanlar topluca yerlerinden edilecek, sosyal yapı,mahalleli yapısı, esnaf yapısı tamamen değişecek. Hem tek yapı ölçeğinde hem de mahalle ölçeğinde tarihi doku içindeki insanlarla birlikte ortadan kaldırılacak.

Bu kısa bilgilendirmenin sizleri yaklaşan bu büyük tehlikeye karşı biraz daha duyarlı olmanıza sebep olmasını umarım.
Konu ile ilgili olarak
1.   Fener-Balat-Ayvansaray Mülk Sahipleri ve Kiracıların Haklarını Koruma Derneği  www.febayder.com
2.   Tarlabaşı Mülk Sahipleri ve Kiracıların Haklarını Koruma Derneği
3.   Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi www.mimarist.org
Şu an aktif olarak hem yasal platformda, hem mahallelileri bilinçlendirme-bilgilendirme alanında hem de kamuoyu yaratma alanında çalışmalarını sürdürüyor. Ancak daha çok katkı, daha çok ses, daha çok duyarlı aydının katılımına ihtiyaç var.

LÜTFEN BU SESE KULAK VERİN ve HEMEN ŞİMDİ KÜÇÜK BİR ARAŞTIRMA YAPARAK GERÇEKLERLE YÜZLEŞİN, BUNU ŞİMDİ YAPMAZSAK YARIN ÇOK GEÇ OLACAK VE BUNDAN SONRA KORUMA ADINA YAPACAKLARIMIZIN HİÇ BİR ANLAMI KALMAYACAK ÇÜNKÜ BU MODEL TÜM TÜRKİYE’YE YAYILACAK HIZLA TARİHİ ALANLARIN YOKOLUŞU BAŞLAYACAK.

LÜTFEN BU ÇAĞRIYI KONU İLE İLGİLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ HERKESE ULAŞTIRIN.

Ali Emrah ÜNLÜ
Restorasyon Uzmanı Y.Mimar (İTÜ)
emrah@fenerbalat.org


 

Logged
Duran Saat
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 31


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 02 Kasım 2009, 07:37:16 ÖS »

Bu bildiriyi kim yazmışsa (yarı-doğru) larla yeni bir gerçeklik yaratmaya soyunmuş derim. Çapariyle balık tutmaya çıkmış, neye kime taktırırsa yakalamak üzerine.
Korumacılık adındaki doğmanın göğe yükseldiği son nokta burası galiba. Beyefendiyi bir yerlerden adını tanıyor gibiyim. Kargadan başka kuş bilmem tavrı bu toprakların çok tanık olduğu bir davranıştır. Koruma mı, eee bizden sorulur, şöyle yapılır, plan değiştirilmez, parsel altına otopark yapılmaz, yanyana iki parsel birleştirilmez... Niye peki? E, biz öyle biliyoruz, öyle öğrendik, öyle yaptık. Başka türlüsü olmaz mı, olmaz!!!
Geçin beyefendi geçin, keşke herşeye bu kadar donmuş bir gözlük arkasından bakmasaydınız. Anlamaya çalışsaydınız. Bu ülkede sizin gibi düşünenler hep oldu ama tarihi envanterimiz açısından ne komik bir durumda olduğumuzu herhalde siz de inkar edemezsiniz. Daha da güç verin bu kervana ki son tarihi eser yerle bir olsun, yıkılsın, kendi 'doğal (!)' başkalaşması içinde gözümüzün önünden çekilip gitsin.
Hamaset öğrenilecek, öğrenilince övünülecek bir şey değildir. Bunu yapan kendini bu kasıntı durumlarla ifade eden kurumlar var. Onların işi (profesyonel anlamıyla kasdediyorum) bu, onun için oralardalar. Keşke size bulaşmasaydı.
Saygılar
Logged
Cemal Kozlu
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 13


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 06 Kasım 2009, 04:15:02 ÖS »

Sayın Emrah bey adresini verdiğiniz syafalara gidince kafamız karışıyor. Orada kendinizce muteber saydığınız (Emre Arolat...) gibi ve bazı hiç tanınmayan kişilerden referanslar koymuşsunuz. Keşke onları oraya hiç yerleştirmeseydiniz. Yani şimdi bu memleketin kamu sorunlarını, ev ve barınma sorunlarını biz sayın Arolat'tan öğreneceksek yanmışız yani. Yani o mu bize sosyal politika öğretecek? Siz buna ne kadar inanıyorsunuz? Hangi yaptığı binanın politikasını tartışmış şimdiye kadar. Hangisi kamu yararınaymış. Anlatılan hikayeler masal bile olamaz. Yok kalkmış masadan gitmiş de... Söyletmeyin niye kalkmış olduğunu şimdi.
Siz daha önce bu projede çalışmışsınız şimdi yeni çalışma grubuna muhalefet ediyorsunuz. Fikri alanda buna ne diyebiliriz, edin tabi. Görüşleriniz vardır. Ama bakın ben Balat'ta dolaşırken sanki orasının dokusunun önemli olduğunu düşünürüm. Bir çok evin içi çoktan değişmiş çoktan bitirilmiş bana göre. Bir kısmı yıkılıyor ve yıkılmak üzere iç yok dış duvarlar gitti gidiyor. Sanırım sizin de içinde olduğunuz daha önceki çalışma grubunun kullandığı bina gibi binalar azınlıkta. Özgünlüğünü bugüne getirmiş olanları içiyle dışıyla koruma tam bir retorasyon yapmak gerekir. Fakat döneminde bile tekil yapı olarak taşıdığı değerden değil mahalle dokusu oluşturduğu için tescillenmişlere dokunulamaz Dolmabahçe Sarayı muamelesi yapılsın denmesi biraz aşırı hassaslık gibi geliyor bana. Almanya'da ve Belçika'da benim yakından bildiğim kadarıyla hiç böyle olmuyor bu işler. Avusturya'da cephe, sokak önemlidir daha çok mesela. Hollanda için bazı bilgilerim var fakat çok incelemedim burada ondan bahsetmek istemem. Sonuçta içine çağdaş kullanım getirmek gerekiyor. Banyo örneğin, mutfak, bunlar hiç geçmişteki gibi kullanımlar arzetmiyor ve içini değiştirmek dışında bir şık yok.
Hayır bölgede bir tane iki tane bütün özgünlüğüyle korursun  ve bu doku dışıyla içiyle böyleydi dersin buna bir diyeceğim yok ama hepsi için plan şeması değişiyor altına otopark konuyor diye itiraz etmenizi anlayamıyorum. Burası müze değil ki kullanım alanı. Dikkat edilerek teknolojinin izin verdiği herşey tabiki yapılmalı.
Bakın son olarak, bu teknik sorunları toplumun zaten mağdur olan kesimlerinin duyguları üzerinde yeni tartışmalar açarak yapmamak lazım diye düşünüyorum. Genel anlamıyla dönüşüm ve koruma projesinin bir sosyal tabanı mutlaka olmalı ve bunu az ya da yetersiz buluyorsanız hakların genişletilmesi için istemlerde bulunmaktan daha meşru birşey yok. Ama burası son parça yıkılıyor gidiyor tarzında kusura bakmayın popülizm dilindeki söylemler sürece ve oradaki insanlara da bir yarar getirmez. Teknik özelliği olan insanlar tutucuğa başlarlarsa onların sözlerini izleyenler yollarını şaşırır. Böye bir sorumluluk var ayrıca hissedenler için.
Benim önerim sözünü ettiğiniz proje hakkında proje dilinde eleştirilerinizi mimarlık üslubunda konunun aktörleriye sürdürün.  Müzakereler her zaman yararlıdır. Herkes birbirinin görüşünden faydalansın. Ben de bunu istiyorum mesela.Böyle bir kör döğüşü istemiyorum. Baştan "şu şöyle olacak" tavrı ya da "şu olmazsa orası kaybolur tarihi değerlere hainlik edilir" kestirmececiliği mimarlar ailesine ve topluma yarar sunmaz.
Bir de o kaynak aldığınız kişiler...
Saygıyla olsun efendim.
« Son Düzenleme: 06 Kasım 2009, 05:22:50 ÖS Gönderen: Cemal Kozlu » Logged
Emine
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 22


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 07 Kasım 2009, 12:25:20 ÖÖ »

bakın ve dikkat edin iş gelir gelir benim uzmanlığıma benim bildiğim uzmanlığa kimseyi karıştırmam demeye dayanır.

namlanmış, kurul falan görmüşlerle kendini oralara hazırlayanlar kendi 'uzmanlıklarını' kendileri ilan edenler derler ki "bu ne biçim iş"

o işlerin içinde siz olsaydınız o zaman 'uzmanca' yapacaktınız. bu kadar yıl ab fonundan çalışmışsınız işiniz gücünüz olmuş ne iyi kimse de birşey söylememiş, elinize sağlık falan denmiş ya artık sizden yaman çevre ve tarih koruyucu olmaz. fon kesilmiş sıcak iş bitmiş 'uzmanlık' kariyerinde kesinti olacak gibi. durum tehlikeli ortalara çıkmak gerekir 'uzman' şahıs olaraktan. artık oraların namusu sizden sorulur.

öğreti 1 tarihi binalar parsel bazında ele alınır. adeta aforizma, üstad buyurmuş. 2 parseli yanyana düşünsek ...... aman aman ne yapıyorsun

daha birinci öğreti gerisini anlatmaya yetiyor.

bu memlekette hiç birşey ileri gidemez. genetik bir sorun var çünkü.

'uzman' ve 'uzmanlıklar' savaşı yaşamın her köşesinde kendisinden başkasına şans vermemek üzerine yeminli. aslında 'uzmanlık' bir var olma şekli. bir düzen, iş yapma hali, yer tutma biçimi...

bir söz söylediğinizde bir farklı görüş öne sürdüğünüzde değişik bir proje ortaya attığınızda 'uzmanlıklar' daralıyor, bunalıyor. sıkıntı basıyor hepsini. bastıkları yer ayaklarından kayıyor zannediyorlar hazayır. korku kaygı başlıyor.

sonra kaleme kuvvet "korumacı mimarlar" göreve çağrılıyor.

bu dönemde öyle sade suya mimar olmayacaksın, değerli "korumacı mimarlar" dan olacaksın. mimar... onlar tasarımcı ne anlar korumadan, yaşasın "korumacı mimarlar" ne kadar şizofrenik





Logged
Melek Genli
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 8


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 09 Kasım 2009, 11:04:27 ÖS »

sayın Emrah Ünlü,
yukarıda kaleme aldığınız bildiriyi ve daha sonra yazılan yorumları okudum. orada sizin daha önceki Balat projesinde çalıştığınız öğrendim ama doğru mu diye internetten araştırdım ve doğru olduğunu gördüm.

size bir kaç sorum var.

ab destekli projede kaç yıl çalıştınız?

ab destekli projede amatör olarak mı yer aldınız (gönüllü katılımcı) profesyonel olarak mı çalıştınız?

geçtiğimiz yıl sona erdirilen ab destekli proje içinde Fatih Belediyesi ile çalışırken bugünkü projenin de sahibi olan Fatih Belediyesi uygulamaları konusunda yazılı veya sözlü bir şikayetiniz oldu mu?

sizin görev yaptığınız sırada bu belediye yetkililerinin yaptıklarına dair şimdi olduğu gibi "KORMACI MİMARLARI GÖREVE ÇAĞIRAN" bir yazı yazdınız mı?

yazmadıysanız niye yazmadınız?

onlar önceleri iyiydi sonra kötü mü oldu?

onları geçen zaman mı bu hale getirdi?

siz mi onların tarihi değerlerimizi yok etmeye yemin etmiş olduklarını sonradan farkettiniz?

ne bileyim artık başka sorularda aklına geliyor insanın ama bu kadarı yeterli galiba.
size meslek hayatınızda başarılar...
Logged
acari
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 10 Kasım 2009, 12:30:49 ÖÖ »

sayın Melek Genli Sizede ben bir kaç soru sormak istiyorum.Fener-balat -Ayvansaray yenileme projesinin yapılacağı yerleri hiç gördünüzmü?Fatih belediye başkanı unesconun hibe ettiği paralarla burada balat-fener'de evlerin bazılarını restora ettiler.Açılış günündede burada yapılan projeyle balat ,fener'in 2010 dünya kültürel başkentliğine hazır hale geldiğini söyledi.Şimdi size soruyurum buraları 2010'a hazırken birden değişen ne olmuştur sizce?Emrah beylerin restora ettikleri yani unesconun fatih belediyesiyle ortaklaşa yaptıkları bu projede mülk sahipleri yerlerinden uzaklaştırılmadan evlerin restorasyonları yapılmıştır.Acaba bu evler niye restorasyon yapılmıştır diye sordunuzmu hiç?BEN SİZE CEVAP VEREYİM ÇÜNKÜ BU YERLERDEKİ EVLER TARİHİ ÇOĞU TESCİLLİ BİNALAR ONLARI KORUMAK İÇİN BU PROJE YAPILMIŞTIR.Ama fatih belediyesinin şu anki Fener-balat-ayvansaray projesinin nasıl bir proje olduğunu siz biliyormusunuz?bu projenin asıl nedeni szce nedir?buradaki insanları buradan çıkartıp buraları soylulaştırmakmı acaba?Unesconun restora ettiği evler bile yıkılıp yerlerine niye oteller alışveriş yerleri yapılmak isteniyor sizce?buranın ihalesini alan gap inşaat acaba buna benzer kaçtane yenileme projesi yapmıştır?(hiç yapmamıştır)buradaki tarihi evler niye unesconun yaptığı evler gibi kimse yernden çıkarılmadan                                                               yapılmıyor?                                                                                                                                 emrah beyin yazısında dokunmak istediği asıl vurgunun ne olduğunu bence siz anlamak istememişsiniz gibi geliyor.Emre bey buradaki tarihi dokunun katledileceğini buraların birilerine peşkeş çekilmek istendiğini belirtmiş. SİZCE BURADA YAPILMAK İSTENEN PROJENİN AMACI NEDİR MELEK HANIM?                                                         
Logged
Melek Genli
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 8


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 10 Kasım 2009, 08:46:31 ÖÖ »

benim Emrah beye sorduğum sorulara siz niye cevap veriyorsunuz sayın "acari" ayrıca cevap verebilmiş de değilsiniz. ben fener de sözünü ettiğiniz yerleri bir çok vesileyle gezdim biliyorum. ab desteği ile sizin "restora" edildi dediğiniz bence çoğu basit onarım sayılan işlemleri de biliyorum.
"Unesconun restora ettiği evler bile yıkılıp yerlerine niye oteller alışveriş yerleri yapılmak isteniyor sizce?" gibi söylediğiniz ve aslı olması mümkün olmayan bilgilerinize benim yanıt vermem imkansız. siz de yaşayıp neyin restore edileceği yerine ne yapılacağını göreceksiniz nihayetinde.
sayın "acari" bütün dünyada yenileme alanlarında benzer projeler hayata geçmiş ve halen geçmektedir. bunların çeşitli derecelerde sancıları olması muhakkaktır. diyalog ile bu sancıların aşılmasını ben şahsım adına söylemek gerekirse dilerim. fakat yukarıdaki bilidiride  sizin de alıntı yaptığınız gibi tarihi katletmek gibi çok büyük iddialar taşıyan yazının sahibinin daha önceki konumuyla ilgili bir kaç soru sordum sadece.
sorular açık seçik yukarıda.
Logged
cemersevil
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 16


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : 12 Kasım 2009, 03:51:43 ÖS »

ben tarihi değerlerin mümkün olduğu kadar aynıyla korunmasından yanayım. öncelikle bunu söyleyeyim. ancak kentsel yenileme projelerine değer veriyorum. çünkü bu öyle sanıldığı gibi tek bina ölçeğinde bir mesele değil artık türkiye'deki koruma sorunu. bu gerçeğin de farkına varılmalıdır. dolayısı ile dikkatlice, nitelikli projeyle ve daha da önemlisi yerinde itinalı uygulama ile şu mezbele halimizden kurtulacağımıza inanıyorum. bu kurtuluşun yolu her projeye karşı çıkmaktan geçmiyor, varsa fikri katılımla geliştirmekten, eksikleri tamamlamaktan geçiyor.
emrah bey kendisine göre bir duyarlılıkla yukarıdaki metni yazmış. öyle düşünmüş eline sağlık diyelim. sözünü ettiği referans verdiği sitelerden biri odanın sitesi, oradan bu konuda bakacak birşey yok çünkü mimarlığın bu sorunları üzerine o kurum ilgi göstermez.
diğer site sizin bahsettiğiniz kendi siteniz. orada görüşlerine başvurduğunuz görüşler açısından benim yukarıda yorum yazan arkadaşımız gibi kafam karışmış değil. orada yazısı olan sayın (nezaket gereği sayın dememiz icab ediyor) emre beyin görüşleri bellidir. ve  kendisinin neyi temsil ettiği mimarlık alemi tarafından çok açıktır. kafamda yüz tane soru olsa bir tanesini o şahsa sormam ve ondan gelecek cevaba göre kendimi ayarlamam. baştan sizin anlattıklarınıza sempati ile bakmışsam da eğer sizlerin görüşleri o şahsın görüşleri paralelindeyse ben yukarıdaki bildirinizde anlattıklarınıza olan inancımı bir daha değerlendirmek zorundayım.
« Son Düzenleme: 14 Kasım 2009, 05:33:07 ÖS Gönderen: cemersevil » Logged
KORUMACI
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 15


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 20 Kasım 2009, 11:45:38 ÖS »

işte sevgili meslektaşım... son durak baba ocağı yani oda. gittin dolaştın bir o liste bir bu liste geçen seçimlerde mim listesi derken odanın kucaklarında kendini daha iyi ifade edeceğini anladın. ben buralarda yazan ve her konu için kendilerine göre farklı dedikleri fikirlerin arkasından koşanlara her forum yazımda söylüyorum. oda yanlış yapabilir, bazı kişiler yönetimlerde problemlidir ama sonunda sizin odanızdır. hatasıyla yanlışıyla gelin içinde çalışın diyorum. öyle asi çocuk olmayın diyorum her vakit. siz işte sevgili emrah meslektaşım baba ocağına dönmüşsünüz. bakın buradan herşey daha kolay. öyle asi çocuklarla, elit mimarlarla kol kola girmeyi bırakın katılın oda saflarına. ne güzel yazmışsınız en yukarıda göğsüm kabardı. şubede yazılsa bu kadar etmezdi. elinize sağlık.
Logged
Dilek Özgür Saatçi
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 5


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : 21 Kasım 2009, 01:45:26 ÖÖ »

Sayın KORUMACI, bu acayip desteklerinizle her haliyle anlaşılmaz olan konuyu daha da anlaşılmaz hale getiriyorsunuz. Sayın Ünlü'nün meslek odası içindeki grup seçimlerini bu işe karıştırarak ortamı daha bulanık hale getirmeyin. Ne şimdi odanın söylediği herşey doğrudur gibi bir kanuna mı inanacağız?
Fakat ben sayın Ünlü'nin yazdığı bildiriden çok (bildirinin içeriğini bir tarafa bırakıyorum) şu  başlığındaki "KORUMACI MİMARLAR" çağrısına bir iki şey söylemek isterim. Birincisi bu çağrı bana orduyu göreve çağırmayı, hükümeti göreve çağırmayı, iyi saatlerde olsunları göreve çağırmayı hatırlattı. Bir defa mimarları bölmüşsünüz daha baştan. Sonra da düşündüm bu "KORUMACI MİMARLAR GÜCÜ" diye bir kuvvet var da biz mi bilmiyoruz diye?
Bir şeye sığınırken birşeye toptan karşı çıktığınızı, mimarlık yapanlara-tasarımcılara arkanızı döndüğünüzü açık açık görüyoruz.
Yerinizi ve tarafınızı seçtiyseniz bu sizin bileceğiniz şeydir elbette.
Saygılar
« Son Düzenleme: 21 Kasım 2009, 01:49:33 ÖÖ Gönderen: Dilek Özgür Saatçi » Logged
ferdaçetinkoz
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 6


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : 26 Kasım 2009, 10:06:55 ÖÖ »

bu bildiri,
çok sığ bir söylem ve çok maksatlı sözlerle dolu.
bir kaygıyı belirtmek topyekün savaş açmakla olmaz. o zaman işaret etmek istedikleriniz konusunda samimi taraflarınız da güme gider.
mesleki hele mimarlıkla ilgili konuları günlük sokak diliyle ele alırsanız bir daha geri dönüp kendinizin ne yaptığını bile anlatamazsınız.
söyleminizde doğru ve dikkat edilmesi gerekli hususlar mutlak vardır. yaşayanların bilgilendirilmesi, onların projeye katılımı, restorasyonun  dikkatli bir iş olması... ancak bunların ortaya konulması gereken dil herhalde bu dil değildir.
bir öfke bildirisi kaleme almakla inandırıcılık sıfırlanmış. siz sonuçta bir meslek icra ediyorsunuz, bu söylemleri nasıl olsa üretenler var ortalıkta. onlar "gibi" yaparak birşey kazanamazsınız.
yukarıdaki yorumlarda 'ünlü' bir mimara değinilmiş ben isim vererek değinmek, o kazanılan 'ün'ü biraz daha çoğaltmak istemiyorum. zira bence çok açık bir şekilde altı çizilmiş konunun. o şahısın kendi ticari başarısı, kendi proje tahakkümü, "en iyisini ben yaparım, en büyük büro benim bürom, en büyük işleri ben alırım..." dışında bir kaygısı olamaz. orasının yenilemesi altı yedi mimari gruba değil de tümüyle kendisine verilseydi emin olun böyle konuşmazdı. şimdi sizin yanınızda zannettiğiniz sözler diğer proje yapanları saf dışı edebilmek için söylenmiştir. bundan zerre kadar şüphem yok. onun tepkisi, iş dağıtım düzeninde o 'ün'lü şahısın önüne doğal olarak düşmesi gereken bir parçanın başkalarına pay edilmesinden dolayıdır.sizin dernek ve platformunuzda o şahsın nasıl bir işlevi olabilir düşünmek lazım, hiç etik değil doğrusu.
eğer "düşmanımın düşmanı dostumdur" demiyorsanız.
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!