Evet, bir resim ya da heykel sergisi gibi attık başlığı. Ankara, yıllardır beklediği ‘Modern Duraklar’ ile, Sıhhiye, Zafer Meydanı, Zafer Çarşısı üstünde rastlaştı. Üç tip duraktan birer tane numune yapılmış, sergi düzeniyle konmuş, halkın ilgi ve beğenisine sunulmuştu.
Hikayemiz şöyle başlıyor…
Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odası ve Ankara Büyükşehir Belediyesi beraber bir proje düşünüyorlar. Bu yılın başında Büyükşehir belediye başkanı bundan bahsediyor, hatta bu seçimlerde programına alıyor. Proje, taksiciler için “modern durak” ismini taşıyor.
“Modern Taksi Durakları” sergi yerinde
2 Şubat 2009’da Ankara basınında konu şu şekilde yer alıyor: “ Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve AKP Ankara Milletvekilleri ile Yenimahalle Belediye Başkanı Ahmet Duyar’ın da katıldığı 1.Ankara Şoför Esnafı Kurultayı’nda, Oda Başkanı Mehmet Yiğiner, üye odalarca belirlenen 17 önemli sorunu dile getirdi.”
Demek ki yerel yöneticiler ve bakanlar bir meslek odası genel kuruluna katılmışlar ve o mesleğin sorunlarını dinlemişler ve bazı çözümler konusunda beraberce düşünmüşler. İlginç değil belki bu haber doğal, normalde böyle olması gerekir. Fakat örneğin TMMOB Genel Kurulları’na bakanların, yerel yöneticilerin nerdeyse hiç gelmediğini düşündüğümüzde yine de bir yerlerde gariplik olduğundan söz edebiliriz. Ya da TMMOB’nin aksine, bu meslek biriminin devletin yüksek katında gayet ‘ciddiye’ alındığını düşünebiliriz.
Bu haberler şöyle devam ediyor: ”Büyükşehir Belediye Başkanı toplantıda yaptığı konuşmada, Ankara’ya yeni bağlanan çevre ilçelerden merkeze yeni taksi dahil edilmesine izin vermeyeceklerini belirterek, bazı ilçelerde görev yapan aynı renkli taksilere de şeritler çekilerek… “
Modern duraklar yapılacak, izleme sistemi kurulacakBelediye başkanı, taksici esnafının sorunlarına yönelik önlemleri ve çözüm önerilerini şöyle sıralıyor: “Görüntülerini dağıtığımız proje ile, eskiyen ve yetersiz olan duraklar yerine içerisinde mutfak, çay ocağı, oturma salonu, TV, tuvaleti, kliması ve ısıtma sistemi olan son derece modern duraklar yapacağız. Bu durakları her yıl 100 yere olmak üzere bütün Ankara’ya yerleştireceğiz. 83 durağa talep üzerine ilave araç hakkı verdik. Bu yıl 153 durağın bu konudaki taleplerini de karşılayacağız…”
En küçük tip taksi durağı (saat kulesiz)
Gözlem konumuza giren “modern taksi durakları” için hikaye buradan başlıyor ve örnekleri şu anda Zafer Çarşısı üstünde sergilenen üç tip “modern taksi durağına” gelip dayanıyor.
Taksici esnafı için…Açılış dolayısıyla yapılan haberlerde şöyle deniyor : “Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odası başkanı Mehmet Yiğiner, Zafer Çarşısı üzerinde örnek olarak yapılan 3 adet taksi durağı yazıhanesinin açılışını yaptı. Yiğiner, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne konuyla ilgili teklifte bulunduklarını ve onların da 3 boy numune taksi durağı hazırladıklarını kaydetti.
Üç numune durak tipinin sergilenmesi ve tören sırasında taksiciler
Durakların içerisinde klima, televizyon, mutfak, buzdolabı ve tuvaletlerin olacağını ifade eden Yiğiner, yılda 100 durak yapacaklarını söyledi. Toplamda 450 durak yapmayı planladıklarını belirten Yiğiner, duraklar için taksicilerin belediyeye ücret ödemeyeceğini, kendilerinin de cüzi bir miktarı oda olarak belediyeye vereceklerini dile getirdi.” denmektedir.
Bir nevi taksici esnafına meslek odası ve belediyenin hizmeti olan duraklar sayesinde taksicilerin yazıhane sorunun kalmayacağı bu açıklamaların sonuna eklenmiştir.
Üç tip taksi durağıAnkara’da düşünülen bu “üç tip modern taksi durağına” şimdi yakından bakalım.
Saat kuleli orta boy taksi durağı
Taksi ve durak, kent yaşamında yer tutuyor şüphesiz. Durak elbette daha geniş anlamlı ve otobüs, dolmuş, deniz otobüsü gibi başka ulaşım araçları için de düşünülen bir kavram. Durak aslında yolculuk için bekleyen vatandaşın o sırada beklemek için durduğu yer. Durma (bekleme) sırasında ayakta durduğu, bazen oturabildiği, o anda üstünün kısmen örtüldüğü, yağmurdan, biraz da güneşten korunduğu tanımlı alan ve basit yapı.
Saat kuleli orta boy taksi durağının önden görünüşü
“Taksi durağı” ise bizim gözlem örneğimizde olduğu gibi yolcuların barınmasından daha fazla taksici esnafın açıkta kalmaması, şoförlerin beklerken dinlenmesi ve ihtiyaçlarını gidermesi için düşünülmüş yeni barınaklar. Artık taksi duraklarını ana sahnesi olarak kullanan televizyon dizileri yapıldığına göre buradan bile öğreneceklerimiz var demektir.
Öncelikle belirtelim ki, yolcular kadar sürücülerin de yorgunluklarını atacakları, çeşitli atmosferik koşullarda sığınabilecekleri, bu sırada tuvalet ihtiyaçlarını giderebilecekleri, çağdaş standartlarda bir kullanım alanına sahip olmaları şimdiki durumdan çok ileri bir safhadır. Şimdiki durumda halihazır taksi kulübeleri içine birkaç kişinin ancak girebileceği büyüklükte ve içinde tuvaleti bulunmayan basit kulübe niteliğindedir. Bazen de daha azı ve daha kötüsü üstelik…
Birkaç saatlik yoldan gelmiş şoförün tuvalet ihtiyacının en yakındaki cami veya kahvehaneden karşılanır olması elbette ki çok yetersiz sayılmalıdır. Sırf bu yüzden bile taksicilik hizmeti veren ve kamusal alanda sıklıkla karşılaştığımız “şoför esnafın” sağlıklı koşullarda güncel gereksinimlerini yapabilmesi, temiz ve rahat ortamlarda işini sürdürmesi olumlu bir gelişmedir.
Saat kuleli en büyük tip
Sergisinden izlediğimiz kadarıyla üç tip olarak düzenlenmiş “modern taksi duraklarının” en küçük tipi yaklaşık 20 m2 kadar ve tek katlı, kübik, ön tarafı camlı ve içinde WC’si bulunan prefabrik usullerle inşa edilmiş ve yerine buna uygun usullerle monte edilecek bir yapı olarak görülmektedir.
İkinci tip, birinciden daha büyük, takribi 30 m2 kadar ve önden bakıldığında sağ tarafında benzeterek ‘kule’ dediğimiz, yükseltilmiş, üstü camlı ve önde yarım daire alın yapan ve buraya da ‘zamanı bildirsin diye’ saat konulan yapıdır.
Üçüncü tip saat kuleli ortanca tipten daha büyük ve önünde üstü kapalı yanları açık verandası bulunan yine prefabrik yapıdır. Muhtemelen bu durak yapıları, ofis, dinlenme, TV seyretme gibi işlevleri yüklenen çok amaçlı bir salona ve WC-lavabo mekanlarına sahip basit ancak kullanışlı bir plan şemasına oturtulmuş, bu kararlar verilirken de şoför esnafın istekleri göz önüne alınıp optimum bir mekansal büyüklüğe ulaşılarak tasarlanmış ve üretilmiştir.
Muhtemelen diyoruz çünkü en azından Ankara’da kamusal alanda bundan sonra sıklıkla karşılaşacağımız “modern taksi duraklarının” projelendirme aşamasından haberdar değiliz. Belediyenin veya ilgili meslek odasının talebi üzerine bir firmaya yaptırılmış ve tipler üzerine karar verilmiş, artık yılda yüz tane üretme kararlılığı belli olmuş şekilde sergiye sunulmuş gibi görülmektedir. Adeta eksik kalmasın veya ilgili kurumların ‘halka hizmet’ etme azimlerinin göstergesi şeklinde son bir hamle yapılarak halka teşhir edilme safhasına geçildiği anlaşılmaktadır.
En büyük tipin karşıdan görünüşü
Önce olumlu taraflarÜstte belirttiğimiz gibi, bir cadde veya sokak boyu dizilmiş taksilerin şoförlerinin, hep arabalarının içerisinde beklemek zorunda kalmadan ortak bir mekana sahip olmaları gerçekten sevindirici bir gelişmedir. Ankara’da yapılan bu girişimin aslında İstanbul’da çeşitli ilçelerde yurdun muhtelif noktalarında gerçekleştirildiğini biliyoruz.
Mekansal bir kalite arayışı olumludur. Bu kaliteyi fazla bulmayıp “artık gereklidir” diyebilmek ve kamusal alana bunu aktarmaya çalışmak da olumlu bir girişimdir.
Fazla çetrefil olmayan, iyi tasarlandığı takdirde yapısal sorunları çözülmüş ve eli yüzü temiz, fonksiyonel kamu yapıları inşa etmek fikri de olumludur. Bir anlamda halkın kullanımına sunulacak ve herkesin faydalanacağı günlük kullanım yapıları için düşünmek, bunu bir ihtiyaç olarak hissetmek yine hatırı sayılır bir olumluluktur.
Diğer bir olumlu yön ise, ofis-durak yapısının şekli ve niteliğinden bağımsız olarak, taksilerin şehir içinde dolaştıkları yerin izlenmesi, şoför esnafın can güvenliğini gözeten önlemleri yeni elektronik sistemlerle garanti altına alan merkezler olması da çok önemlidir.
Başka yerlerde yapılan taksi duraklarıBaşta İstanbul olmak üzere çeşitli illerimizde otobüs durakları, istasyonlar, bekleme noktaları daha rafine ürünlerle ifade edilmeye başlandı. Misal olarak verirsek, şu anda İstanbul Ankara İzmir gibi büyük şehirlerimiz başta olmak üzere kullandığımız duraklar paslanmaz çelik ve camdan imal edilmektedir. Yol kenarı durakları bundan yirmi sene önceki “devirlerden” daha farklı çizgidedir.
Tasarımlar daha özenli, görselliği daha iyi sağlanmış ürünlerdir. Bütün dünyadaki değişimler ve bilgi toplumunun haberleşmeyle dünyanın her noktasını birbirinden haberdar-görünür kılması sonucu kentsel ihtiyaçlara ilişkin kent mobilyaları ve çeşitli ürünler gelişme eğilimindedir ve birbirlerinden etkilenmektedir.
İstanbul’da Bayrampaşa ve Beyoğlu’nda tipleştirilen taksi durakları (ofisleri) modern, yalın, düz, fazlalıksız çizgileri ve fonksiyonellikleriyle bu ihtiyacın karşılanmasında önemli bir baz oluşturmuş görünmektedirler.
Türkiye’den örnekler
Yine Bursa Nilüfer Belediyesi’nin yapmış olduğu çalışmayla ortaya konulan nerdeyse şeffaf mekan anlayışındaki modern taksi durağı (ofisi) yapılanması kayda değerdir.
Zaman zaman Tarihi Kentler Birliği sergilerinde rastlanılan ve daha ziyade küçük ilçelerdeki belediyelerin iyi niyetle bile olsa her şeyi tarihileştirmeye yönelik ve bazen işi karikatürleştiren “durak tasarımlarını” örneklerimizin içine almıyoruz.
Birkaç yurt dışı örneğe baktığımızda ise genellikle sade, fazla göze batmayan ama temiz, fonksiyonel ise taksi ofis yapılarıyla karşılaşıyoruz.
Roma gibi tarihi özellikleriyle öne çıkan bir şehirde bütün kent mobilyalarının ve her türlü kamusal nitelikte basit de olsa yapının bir anlam biriliği içinde olduğunu, ortak bir tasarım diline sahip bulunduğunu fark ediyorsunuz. Burada çöp kutusundan oturma bankına, gazete satış noktasından yol kenarı korkuluğa, çiçek saksısından taksi ofisine kadar bütünlüklü ve birbirine bağlı anlamlar içeren bir tasarım anlayışının egemen olduğunu görüyorsunuz.
Fazla öne çıkmayan, kentin sokaklarında gerekli noktalarda gereği kadar yapılan, rengiyle dokusuyla malzemesiyle üzerinde kentlinin çeşitli düzeylerde katılımı sağlanarak oluşturulmuş “ortak beğeniyi” ifade eden ürünleri görüyorsunuz. Bu ürünler sağlam, kaliteli, bir tasarım anlayışı içeren, asla çok ucuz olmayan ama asla da abartılı pahalı bulunmayan, eskimeye karşı önlemi alınmış ve her daim bakımı, temizliği yapılan nesneler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bir cümleyle aslında, kentsel yaşama giren ve kamusal kullanıma sunulan tasarımlar bir kültürü ifade etmektedirler.
Dünyadan örnekler
Ankara’daki taksi duraklarının (ofislerinin) sorunlarıBu sergide izlediğimiz durak-ofislerin olumlu taraflarını saydıktan sonra sorunlarına gelirsek…
Nerdeyse endüstriyel tasarım niteliği göstermesi gereken yılda yüz adet olmak üzere beş yüz kadarının yapılacağı söylenen bir projenin daha özenli hazırlanması gerekirdi.
Daha özenli proje elde etmenin de belirli yöntemleri vardır ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllardaki bilimi, araştırmayı, mühendisliği, mimarlığı dışlayan anlayışlarıyla kent yaşamı için son tahlilde olumlu bir nokta yakalanamaz. Öncelikle yaklaşım kurma tarzından yoksun bir kent yönetimi kendi çağdaş hale gelmeden, ortaya koyduğu ürüne ‘modern’ diye isim vermesi bir anlam taşımaz.
‘Modern’ taksi durağı-ofisi
Ankara’nın hangi güzegahları ve noktaları, biraz büyük tutulmuş bu yapıların yerleşmesi için müsaittir bu pek anlaşılamıyor. Zira kentin Çankaya, Ulus, Altındağ’ın büyük kısmı gibi gelişimini tamamlamış, boş alanlarını tüketmiş ilçelerinde bu taksi ofis yapılarının yerleşeceği yerlerin bulunması zor görünmektedir.
Dolayısıyla buradan çıkarak elde kalan son yeşil alan parçalarının içerisine bu yapıların konması yeni ve modern bir hizmeti vermeye kalkarken daha önce sağlanan kamusal yarardan vazgeçmek anlamı taşıyabilecektir ki, bu durum bir olumsuzluktur.
Yapının görünümü tercihinde ise yazlık yerlerde sıklıkla rastlanan hertelden çalan evler-yapılar gibi bir yolun burada tutulmuş olduğunu görüyoruz. Birşey yapıyoruz güzel görünsün, ağırlığı olsun, farkedilsin… gibi kaygıların öne çıktığı, “Florida evleri” gibi tasarımcısının kendine göre kabul ettiği bir ‘hoşluğu’ çıkış noktası aldığı farkediliyor.
Ayrıca,
# Prefabrik, yani önceden fabrikada üretilerek yerinde birleştirilecek yapı üretiliyor olmasına rağmen eski yapıymış gibi durmaya çalışan bir çizgiye yönelinmesi, ‘yeni nesil zengin evine’, küçültülmüş bir villaya benzemeye çalışılması,Herhangi bir mimari kaygıyı ifade etmeyen abartılı saçak silmesi ve altındaki basit sayılacak fabrikasyon kabartmalarda, taş taklidi çizgilerin kullanılması,
# Tasarımın kendisinin; modern mi, geleneksel mi olacağına karar verememiş, tepede cam ışıklık önde bol çizgili kartonpiyer, alınlık gibi karşıtlıklar taşıması,
# En azında ortada görünen numunelerin eğimli arazi, köşe parsel, dar alan gibi noktalardaki çözüm esnekliklerini göstermemesi,
# Sergilenen ürünlerin bitiş detayları, kule arkasındaki cam ya da pleksi aydınlıkla, onu tutan alınların detay bozuklukları, yağmur sularının toplanmasındaki sorunları, kendi anlayışı içinde bile olsa saçak profillerinin sonlanmasındaki sıkıntıları ile birbirine benzeyen üç örnek problemler içermektedir.
Bunlardan başka; çok açık rengi ve yukarıdaki yapısal özellikleriyle örneğin Tunalı Hilmi’de bunlardan birini nereye koyabilirsiniz? Ya da en büyük saat kuleli tipini tarihi Ulus içinde hangi noktaya denk getirebilirsiniz? Bunların çevreleriyle yarışmaları, ölçek ve biçimleriyle çevrelerine diskur çekme potansiyeli taşımaları, muhtemelen çok önemli bir uyumsuzluk yaratmaları mutlaka düşünülmelidir. Ya da Mamak’ta Keçikıran tepesinde mesela bunlardan birini koyduğunuzda oradaki dokunun içinde “altın diş kaplama” şeklinde sırıtacağı, neye benzeyeceği konuları hesaba katılmalıdır.
‘Modern’ ama sorunlar da var…
Ankara bilindiği gibi; “Keçiören mimarlığı” diye ortaya konulan ve aslında mimarlığın bittiği yer sayılabilecek uygulamalar ile maalesef geçtiğimiz zamanlarda karşılaştı. Şimdiki durak örneklerini tam olarak bu potaya koymak gerçekten acımazsızlık olur. Fakat bütün kentin malı olacak tasarımlardaki bu özensizlik de göz ardı edilir gibi değil.
Kentsel tasarım emek isterKent herkesin mekanı, insanların ortak alanı olma özelliğini taşıdığından bu mekanda yapılacak “halka hizmetlerin” daha özenle düşünülmesi gerekmektedir. Mutlaka demokratik karar alma mekanizmalarının işletilmesi ve toplumsal mutabakat hedeflenmelidir.
İşin bir yanı toplum kesimlerini kentsel projelerde konunun içinde tutmakla ilgilidir. Ama bir diğer yanı olan tasarım ise gerçekten ağır bir sorumluluktur.
Tasarım sorumluluğu bir başkanın, bir meslek grubu temsilcisinin gayretleri, gözünü karartmış hizmet aşkıyla açıklanamaz ve ona bağlanamaz. Tasarım profesyonel bir alandır ve bu sorumluluğun taşınması tasarımcıların olmalıdır. Ancak profesyonelliği; bir yandan hizmet erbabına konuyu vermek (ya da ihale etmek) ve “şu istediklerimi yap” biçimine dönüştürmek, işin bir hizmet bedeli karşılığında üretilmiş olmasını profesyonelliğin tek şartı olarak kabul etmek yanlış ve eksik olur. Bu elbette yetmez. Zira burada kent kültürüyle bağlantılı olarak, mesleki alanda da mutabakatları olan bir çalışmanın üretilmesi, saygın bir araştırmanı yapılması, titiz bir etüt yürütülmesi gerçek profesyonellik olarak görülmelidir.
Tasarım alanının sahici profesyonelliğinin temin edilmesi ve onun kamu kurumları tarafından sayılır hale getirilmesi en az şoför esnafın meslek odasının kendi meslektaşları için gösterdiği çaba kadar bir çabanın tasarımcıların meslek birliği tarafından gösterilmesini şart kılar. Bu da meselenin bir başka tarafıdır şüphesiz.
Kentsel tasarım ciddi bir iştir ve emek ister.
mimdap