Denizli Hükümet Binası ile ilgili bir konu, iki görüş
Mimdap Forumları
07 Eylül 2010, 05:20:53 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Denizli Hükümet Binası ile ilgili bir konu, iki görüş  (Okunma Sayısı 2708 defa)
Mimdap - Seval Kalkan
Seval Kalkan - Mimdap
Administrator
Jr. Member
*****
Mesaj Sayısı: 77


Üyelik Bilgileri WWW
« : 25 Nisan 2009, 05:15:21 ÖS »

Son günlerde, Denizli’de, mevcut hükümet binasının yıkılması ile ilgili hem yerel basında hem de mimarlık basınında süregelen tartışmalara şahit oluyoruz. Biz de yayın ilkelerimiz doğrultusunda, birinci ağızdan bilgi almak amacıyla, konunun iki tarafı olarak öne çıkan Mimar Süleyman Boz ve Y. Mimar Cengiz Bektaş’ın düşüncelerini öğrendik. Her iki tarafın da şahısları hakkında yaptığı tanımlamaları aktarmadan,  konunun yalnızca mimari tartışma boyutunu aktarmayı uygun bulduk.

Süleyman Boz: Tescilli binaların yıkılması ne kadar doğrudur?
Mevcut, kullanılmakta olan bina İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından “… mimari özelliği, tarihi olması, bulunduğu yer ile uyumlu, insani ölçeklerde, kent belleğini yaşatması… vb. gibi” gerekçelerle 2863 Sayılı yasaya göre Tescil Edilmiştir. Tescil’in kaldırılması için çeşitli valiler döneminde İdare Mahkemesine başvurulmuş, mahkeme tescilin kaldırılması talebini reddetmiştir.

2009 Yılı Yatırım Programında, İçişleri Bakanlığı tarafından Yeni Denizli Hükümet Binası için 10.500.000 TL para ayrılmış olduğu ve projenin 30 Haziran 2009’a kadar bakanlığa gönderilmesi gerektiği Valilikçe açıklandıktan sonra, Mevcut tescilli Hükümet Konağı Binasının yıkılarak yenisinin de buraya yapılması bazıları tarafından savunulur olmuştur.

Mimar Cengiz Bektaş’ın da mevcut Hükümet Binası için “… yurt binası olarak yapılmıştır. Sonradan valilik binasına dönüştürülmüştür. Tarihi, mimari bir değeri yoktur. Depreme dayanıksızdır. Çürüktür. Yıkılmasında sakınca yoktur. Önündeki Atatürk Anıtı kalmalıdır..” şeklinde görüş bildirdiğini ve bu raporu Vali Sayın Yavuz Erkmen’in 3.4.2009 tarihindeki Mimarlar Odası’ndaki toplantıda okunmuştur.

Bektaş, 1927’ de kurulan Denizli İktisat Bankası’nın nefis tarihi ve mimari binasının yerine Brüt Beton 7 katlı İktisat Bankası Binası ve şu andaki projesini yaptığı Merkez Bankasını yapmıştır (Yerinde Tarihi, mimari özellikleri olan Eski Hükümet Konağı vardı). Denizli Belediyesi Başdanışmanı ve mimarı olduğu süreçte kentteki tek Selçuklu eseri olan Ulu Cami’nin yıkılması tesadüf müdür?


Tartışmaya konu olan Hükümet Binası


Cengiz Bektaş: Hükümet binası nitelikli bir yapı değildir
Denizli Gazetesi ve Denizli yerel basınında yer alan bu konuları sayın Cengiz Bektaş’ı arayarak kendisine sorduk ve şu yanıtları aldık:

“Eski Hükümet Konağı ile Merkez Bankası’nın yeri aynı değildir. Merkez Bankası’nın yeri boştu, 1970’te yarışma yapıldı, Denizli’den de bana bir Denizlili olarak yarışmaya girmem için bir heyetten çağrı geldi, ben de girdim ve birinci oldum. Dolayısıla bu haber baştan aşağı doğru değildir.

Aynı zamanda İktisat Bankası da çoktan yıkılmış bitmişti. Zaten tek katlı bir binaydı. Bir özelliği olup olmadığı kişiye göre değişir. Ben oraya geldiğim zaman, orası tamamen yıkılmış, bitmişti. O sıra sürekli işlerini yapmakta olduğum banka ki o da Denizlili birisinindi, benden istedi, yaptım.

Vilayet binası ile ilgili de, bana kişisel görüşümü sordular, ben de “bu tarihi bir bina değildir, gerçekten herkesten toplanan paralarla yurt binası olarak yapılmıştır, hiçbir niteliği olmayan, gerçekten yapımı da niteliksiz ve tehlikeli olan bir yapıdır. Onun herhangi bir şekilde tarihi olmakla bir ilgisi yoktur.” dedim.

Ama sanıyorum bir inatlaşma sonucu, tam sebebini bilmiyorum, o binayı anıt ilan ettirmişler. Şimdi yeni Vali, oraya yeni vilayet binasını yaptırmak istiyormuş. Ben buna katılmıyorum, doğru değil. Ve yeni planda da vilayetin yeri farklıdır. Ben sadece tarihi olmadığına dair benden istenen düşünceye yanıt verdim.

Ama o binayla ilgili benim düşüncem şöyle: Orada rahmetli Selçuk Milar ağabeyimizin bir sanat enstitüsü binası vardır. Sonra ona bir takım ekler yapılmıştır, o ekler kötü yapılardır ama enstitü binası nitelikli bir yapıdır. O bina ile bugün kullanılan valiliğin önündeki yine nitelikli olan heykel korunmak üzere, gerisi yıkılabilir dedim. Konu budur. Ama bana kişisel olarak soruldu, ben kişisel olarak yanıt verdim. “

mimdap: siz resmi nitelikte olan bir rapor verdiniz mi?

C. Bektaş: Hayır, hayır. Ben resmi bir yazı yazmadım. Bana sordular, el yazısıyla yazıp verdim.

Burada bana bir takım şeyler bu konu bahane edilerek yapıştırılmak isteniyor. Ama bence bu konuda Valilik de haklı değil. Orada Mimarlar Odası’nın dediği gibi bir sempozyum yapılmalı ve bu sempozyumun sonucunda ne yapılacakasa ona göre  karar verilmelidir.”

mimdap
« Son Düzenleme: 25 Nisan 2009, 05:25:38 ÖS Gönderen: Seval Kalkan » Logged
lale sim
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 12


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 30 Nisan 2009, 08:08:25 ÖS »

bu hafta yapılacak olan kent sempozyumunda bu konuya girilebilecek mi? sempozyum programı epeyce yoğun çünkü. ben bu tartışma yazılarını mimdap'ta okudum ve iki tarafını da konunun bize ulaştırdı. şimdi yeterli bir tartışmanın olması için farklı düşünenlerin de düşüncelerini belirtmesi lazım. o biraz eksik kalıyor gibi.
Logged
Duran Saat
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 31


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2009, 05:53:36 ÖS »

kent sempozyumunun sonucu ne oldu acaba. süleyman bey bir özet olarak aktarabilir mi? bu hükümet konusu orada ele alındı mı? mimarlar odası nasıl bir açıklama yapacak?...
Logged
MİMDAP
Global Moderator
Full Member
*****
Mesaj Sayısı: 121



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 08 Mayıs 2009, 06:38:10 ÖS »

Mimdap.org sitesinde yayınlanan haberimize izleyicilerimiz tarafından yapılan yorumları isim ve tarihleriyle birlikte aşağıda bulabilirsiniz:



ikili-ikircikli-gerilimli süreçler bunlar.
bir yandan kenti silipi süpürmek isteyen kent yöneticileri
bir yandan otu çöpü koruma nesnesi zanneden ‘duyarlı’ kesim
gerçek bunun neresinde?
sahici koruma ve yaşatma nerede?
bunu bulabilene de aşk olsun.
cahit dülgeroğlu | 21 Nisan 2009



DENİZLİ VANDALİZM TEHDİDİ ALTINDA!..

Ege’nin İzmir’den sonra 2. büyük kenti Denizli; Mimari ,özgün değer taşıyan binaları, kent dokusu, bahçeli 2 katlı evleri, nefis resmi binaları ile karakterli bir kent yapısına sahipti. Olur olmaz gerekçelerle Memleket Hastanesi, Hükümet Konağı, Vali Konağı, TC’nin ilk ve tek Özel Bankası Denizli İktisat Bankası, Selçuklu’dan kalan tek yapı Ulu Cami, Çaybaşı Caddesindeki eski Denizli evleri vb.. tek tek yıkıldı.

Sn. Bektaş doğru söylemiyor; İktisat Bankası, yerine yenisi yapılacak diye kendisi proje çizdikten sonra yıkıldı. Gıkı bile çıkmadı.
Hangi Kurul inatlaşma uğruna bir yapıyı Tescil eder Allah Aşkına? Bektaş’ın Kurullara, kurumlara, TC’nin yasalarına ve kararlarına hiç mi saygısı yok?

Çaybaşı Caddesindeki (Kendi evleri de olan) Denizli Evleri yıkılırken de bir tepki vermedi. Şimdi de resmen tescilli şimdiki Hükümet Konağı için “Yıkılmalıdır..” fetvasınadır bizim tepkimiz. Bektaş’ın Belediye baş danışmanlığında Selçuklu Camisi’nin yıktırılması acaba tesadüf müdür?
Mimarlar Odası MYK Üyesi birinin (Bektaş) resmen Tescilli bir bina için “yıkılabilir” görüşü vermesi ve hala bunu savunması ne derece etiktir? (Önce ‘rapor vermedim’lerden şimdi el yazısı ile görüş verdimlere geldik dikkat buyurun lütfen!)

İddiamız, beklentimiz; Şimdiye dek her yeni yaptığı binanın yerinde eski, geleneksel, mimari, tarihi değer taşıyan bir bina olan bu kişinin, Denizli için “Fetva vermekten” vazgeçmesidir.
Korkumuz ise, bu şahsın görüşüne uyulduğu takdirde yıkılacak olan Hükümet Binasından sonra , sıranın karşısındaki muhteşem Gazi İlkmektebine geleceğidir!… Bunu geçmişe bakarak söylüyoruz. Yoksa bu kişi ile hiç bir kişisel husumetle ilgimiz yoktur.
Bektaş’ı ehil, uzman ve “Aksakal”* bilerek, ve onu ciddiye alarak resmi kurumlar kentte yıkımlara /kıyımlara gidiyor. Denizli’de yaşayan kentliler adına bu kaygılarımızı mimarlık kamu oyu ile paylaşmayı bir görev biliyoruz.
Anlaşılan Denizli’yi Bektaş’tan korumak gerekecek bundan böyle..

Saygılarımla efendim.

* Aksakal: (Kırgızca) Bilge kişi.
SÜLEYMAN BOZ -Mimar | 21 Nisan 2009



mevzu bayağı derinleşiyor anladığım kadarıyla. denizli’den diğer mimarların ve mimarlar odası denizli şubesinin görüşü ne yöndedir acaba? biraz enterasan bir durum gibi sanki. sayın bektaş saygın biri. sıradan bir hata yapmaz. burada laflar biraz sert gidiyor kanımca. sel gider mil kalır biraz daha dikkat edilse iyi olmaz mı acaba?
sayın boz meramını anlatmış. hükümet binasının hangi gerekçelerle tescillendiğini tam olarak bilmiyoruz. sayın bektaş’ın da belirttiği konular ve çekinceler var bu yapıyla ilgili.
şimdi kişisel yüklenmeler yerine mimarlık içi bilgilendirici tartışma ve yorumlar yapılırsa daha iyi aydınlanırız. hem diğer şehirlere doğru örnek olur böylece.
asuman tektaş | 21 Nisan 2009   



Evet yeterli bilgi lütfen Süleyman bey. Siz mutlaka iyi niyetlerle bir uğraşı içindesiniz ama (ben tescil bilgisini bilmediğim için) her birşeyin kısa yoldan tescillendiğini, bazen yerine bile gidilmeden masa başında bu işlerin yapıldığını biliyoruz. Sizin koruma hissiyatınız ve kentinize karşı ödev şinaslığınız ayrı bir konu. Bu takdir edilesi birşey. Fakat tescil denilen şey de sonuçta bir “takdir yetkisi” kullanımı. Orada biraz incelik var yani, o noktayı atlayıp geçersek durumu tam anlayamayız.
Vali beyin illa eski hükümet konağının bulunduğu yerde ısrarcı olması başka bir problem şüphesiz. O bölgeyi seviyor galiba.
taner alparslan | 22 Nisan 2009    



konuyu dengeli ve sorumlu bir anlayışla vermiş olmanızı örnek bir yayın anlayışı olarak görüyorum. fikirlerin tartışılması ve tek yanlılığa düşülmemesi.
fatih yücesan | 23 Nisan 2009   



YETERLİ BİLGİ

Değerli arkadaşlar, Denizli’de yaşanan gerçek (Belki başka kentlerde de yaşanıyordur) şudur.

Mevcutta İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Böge Kurulu tarafından “Korunması gereken tarihi, kültürel varlık” kararı verilmiş (1993) ve tescili yapılmış bir Hükümet Konağı binası var. Tescilin kaldırılması için Valilik İdare mahkemesine dava açmış. Dava valilik aleyhine sonuçlanmış. Tescil kararı mahkemece de onanmış. 2007 tarihinde Vali Hasan Canpolat tarafından bu sefer Aydın ve Denizli’den sorumlu olarak yeni kurulmuş olan Kurul’a konu yeniden götürülmüş (Bina depreme dayanıksızdır, çürüktür, tehlike arzediyor, mimari , tarihi değeri yoktur gerekçesi ile). Kurul yerinde inceleme yaparak , binanın içinde yaptığı ve benim de gözlemci olarak bulunduğum toplantıda valiliğin talebini ret etmiş.

Bildiğiniz gibi Koruma kurullarında; Arkeolog, şehir plancısı, hukukçu, sanat tarihçisi, mimar, harita mühendisi, üniversitelerden profesörler olmak üzere çeşitli uzmanlar üye. Ortada 2 kurul kararı bir mahkeme kararı var. ( Bu kararlara “inat uğruna verilmiş, kısa yoldan, masa başında, otu çöpü koruma nesnesi sayarak anıt ilan ettirmişler..” diyemezsiniz! Hem “sebebini bilmiyorum” diyeceksiniz hem iddialarda bulunacaksınız?!)

Buna Karşın Cengiz Bektaş adlı Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, “Ağa Han Ödüllü” üstelik de “Denizlili” bir mimar çıkıyor; “….“… yurt binası olarak yapılmıştır. Sonradan valilik binasına dönüştürülmüştür. Tarihi, mimari bir değeri yoktur. Depreme dayanıksızdır. Çürüktür. Yıkılmasında sakınca yoktur. Önündeki Atatürk Anıtı kalmalıdır..” şeklinde valiliğe bir görüş veriyor. El yazısı ile. Kurulda yukarıda sayılan tüm uzmanların kararlarına saygı göstermeden ve onların yerine tek başına kendisini koyarak!.. Bundan cesaret alan valilik yeni yapacağı binayı , tescilli binayı yıkarak aynı yere yapmak istiyor.
Biz bunun olamayacağını, ortada bir hukuki gerçeklik olduğunu, binanın da korunması gereken kültürel varlık olduğunu söylüyoruz. Bektaş Denizli TV’ ve gazetelerine verdiği beyanlarda aynı görüşünü , ısrarını yineliyor! Yahu bina aynı bina, kararlar ortada! Sormazlar mı adama “Maksadın ne kardeşim, alemin akıllısı bilgesi sen misin?” diye? Ben soruyorum örneğin..
Burada bir ilke mücadelesi var. Hukuka, Mimarlar Odası ilkelerine, meslek etiğine uymada en başta gelmesi gereken bir MYK üyesinin hukuk karşısındaki imtihanından söz ediyoruz!.. İnsanların belli mevkilerde, ünlü, saygın olmaları onlara “Kural tanımaz” hareket serbestisi verir mi? Kaldı ki aynı şahsın Denizli’de yaptığı çoğu yeni binalarının yerinde eski, tarihi ve mimari özellikleri olan güzelim binalar vardı. Yok edildi.
Konu kişisel değildir. İlkeseldir. Tek tek yok edilen Denizli’nin varlıklarına bir yenisinin eklenmemesidir önemli olan. Zamanında bu “ünlü” mimarlar sessiz kalmış vandalizme.. Biz mesleki ve demokratik tepkimizi gösteriyoruz.

Umarız bu bilgiler yeterli olmuştur. İlgilenen tüm dostlara saygı ve selamlarımızla..
SÜLEYMAN BOZ -Mimar | 23 Nisan 2009   



En az iki kurul kararı bir de mahkeme kararı varsa eğer o yer için ne olursa olsun belge anlamına gelecek bir yazı, (rapor olması gerekmez) sonradan ne işe yarayacağı belli olmayacağı için verilmemesi gerekir.
Şahsi görüşler ne olursa olsun ve orası size göre hiç bir değer taşımıyor da olabilir. Değilmi ki bir görevli onu bir amaç için kullanabilecek o zaman çok dikkat etmek gerekir.
Ben sayın Bektaş’ın o bina ile ilgili görüşüne doğrudur-yanlıştır deme durumunda değilim ve işin o kısmı sayın Bektaş’ın mimarlık bakışı içinde bir konudur. ayrıca saygı da duyuyorum, herkes bir koro gibi “koruyalım, aynen tutalım, …” demek zorunda değil.
Ben sadece yöntem olarak ortada bu kadar kurul ve mahkeme kararı varken onu aşmak isteyen bir iradenin işine yarayabilecek bir belgenin üretilmesine yöntem olarak karşıyım. Burada anladığım kadarıyla bir belge üretme kaygısı olmamış ve resmi nitelikte bir rapor yok ve sayın Bektaş şimdiki binanın yerine bir hükümet konağı yapılmasını kent planlaması açısından onaylamıyor. Dolayısıyla sayın Bektaş için suçlama kampanyası gibi sözler söylenmesi hoş değil.
Fakat yöntemsel bir hatadan bahsetmek mümkün.
Şimdi bu konuyu kör döğüşüne çevirmeden ortak bir zeminde ve mimarlar arası bir gerçek tartışmada halletmek lazım.
Saygılar
Cezmi Tarancı | 23 Nisan 2009   



Sayın CEZMİ TARANCI;
Yorumunuz için teşekkür ederim. Konu bina ile ilgili koro halinde “Yıkalım!” nidaları yükseliyor. Yıkmayalım, koruyalım, kurul kararına uyalım diyenlere tavuk kümesindeki ördek yavrusu muamelesi yapılıyor. Adı geçen şahıs aslında konu hakkında bilgi edinerek konuşabilirdi. Ben bundan önceki 2 dönem Mimarlar Odası başkanı idim. Şimdi de TMMOB Merkez Planlama Komitesi üyesiyim. MYK üyesi şahıs TMMOB ve Mimarlar Odası ilkelerine ve meslek etiğine saygılı olması, kurul kararlarının arkasında durması gerekirken, resmi görüşün arkasında durup “Burası için hazırlanmış projem vardı..” söylemine takılıyor. Bu etik değil..

Zaten Mimarlar Odası 1-2 Mayıs tarihlerinde Kent Merkezi Planlaması Ölçeğinde Hükümet Konağı” başlıklı bir sempozyum da yapacak. Ülkenin farklı üniversitelerinden uzmanlar ve yerel temsişciler katılacak. Bizim tepkimiz mimarların arkasında durması gereken şahsın “İşverenlere” prim vermesi onları cesaretlendirmesidir.
Mimarlık ile “Bezirganlığın” ayrılmasından yanayız. Hukuka saygıdan yanayız. Herşeyi bilenlerden Denizli olarak çok çektik. Hariçten gazel okuyanlara karşı biraz daha dikkatli olunmasını istiyoruz sadece..

Selam ve saygılarımızla efendim..
SÜLEYMAN BOZ -Mimar | 24 Nisan 2009   



Cezmi Tarancı gibi bakıyorum. (Süleyman beyin verdiği açıklayıcı bilgi ayrıca iyi olmuş) Bu konu yıkılsın-yıkılmasın ikilemine sıkışmamalı. Valilik ısrar içindeyse etik olarak “yıkılabilir” derken dikkat etmek şart. Burada şahsi fikir başka birine dayanak olabilir. Hukuku ve kurul kararlarını aşmanın bir aracı yerine kullanılabilir, eğer onu söyleyen saygıdeğer bir mimarsa. Onun dışında kurul karar alsa bile şahsi olarak o kararı beğenmiyorsak eleştirebiliriz. Dolayısıyla niye tescilli bina niteliksiz dendi diye kıyamet koparılmaz.
osman balcı | 24 Nisan 2009   



denizliyi çok seviyoruz üzemeyin bizi. lütfen daha fazla üzülmeyelim.
kerem ulucanlı | 25 Nisan 2009    



Sevgili Arkadaşlar,

Her devrin adamından başka ne bekliyoruz ki,

Bahsedilen Gazi İlkokulu’nun,arsası ailem tarafından T.C.Devleti’ne hediye edilmiş,tüm
yapım masrafları da Pehlivan Koca Manisalı tarafından karşılanmıştır.
Sayın Meslekdaşım (C.B.) da büyükbabam gibi önce bu Vatan için savaşsın,toprağını ,parasını
memleketlisiyle paylaşsın da ondan sonra bir tarihi yoketme hakkını kazansın…

VİLDAN MANİSALIOĞLU
Vildan Manisalıoğlu | 4 Mayıs 2009   
Logged
Dilek Özgür Saatçi
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 5


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 09 Mayıs 2009, 01:48:14 ÖS »

bu tartışmaların yapılıyor olması normal. üstelik normal süreçlerde yapıldığı vakit daha da geliştirici. bana sanki biraz üslup sorunu var gibi geldi. acıtıcı sözler fazla törpülenmeden ortaya atılmış gibi. bu işin bir tarafı.
öte yandan hükümet binasının yeri ile ilgili valinin görüşleri de tutarlı değil. sayın Bektaş gibi deneyimli biri yaşadığı kente bir kötülük gelsin asla istemez. o bina ile ilgili görüşü mimarlık anlayışının bir doğal sonucu olabilir ve bunu saygıyla karşılamalıyız. karşı olabilirisinzi, bu da saygıdeğer.
karşıtlıkların mimarlık üzerine sözlerde kalmasını temenni ederim.
saygılar
Logged
suleymanonal
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 12


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 12 Mayıs 2009, 05:56:29 ÖS »

sempozyumun sonuç bildirisi oldukça doyurucu ve kentsel demokrasiyi tarif eden bir nitelikte. yani ortak karar alma süreçlerine doğru ve yapıcı bir müdahaleyi içeriyor. meslek örgütlerinin idareyle bu şekilde yan yana gelebilmeleri ileriki denizli için yöntemsel olarak büyük kazançtır.
Logged
suleymanonal
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 12


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 12 Mayıs 2009, 05:59:40 ÖS »


SEMPOZYUM SONUÇ BİLDİRGESİ
4-1. Denizli kenti mevcut haliyle “Büyükşehir” koşullarını taşıyan bir kenttir.

4-2. Çevresi ile ilişkilendirilmiş, bütüncül ve kültürel varlıkların korunmasına dayalı, kent merkezini canlandıracak zorunlu bir düzenlemeye gereksinim vardır. Kültür olgusu kentte öne çıkarılmalıdır. Yeni Kent Merkezleri, KÜLTÜR ODAKLI MERKEZLERDİR.

4-3. Denizli Kent Merkezi Küçük ölçekte Delikliçınar-Bayramyeri arası olmasına karşın bu Tren Garı, Laodikeia ile Çamlık Pamukkale Üniversitesi yönlerine doğru zaman içinde genişletilmelidir.

4-4. Bu çerçevede; Laodikeia ile kent merkezi arasında yer alan aksa ilişkin mevcut çevre düzeni planı revize edilmeli, Laodikeia ve Eskihisar için gündemde olan imar planı çalışmaları bir bütün halinde yeniden ele alınmalıdır.

4-5. Hükümet Konağının kent merkezinde ve tanımlanan bu alanda bir yerde kalması ve yapılması gerekir. Binanın programı, çevresini etkileyecek ve değiştirecek özelliklere sahip olmalıdır.

4-6. Bu alandaki yapı stoku dikkate alınmalıdır. Kimlikli, Cumhuriyet’in Mirası yapılar; Erkek Sanat Okulu Taş Atölyeleri, Hükümet Konağı, Kız Meslek Lisesi, Gazi İlkokulu ve alanda bulunan ağaçların oluşturduğu yeşil doku özenle korunmalıdır. Merkezin sosyal, kültürel, ticari olarak canlandırılması için proje kapsamında dönüştürülmelidir. “Koruma için yapılan iyi şeyler turizm için de iyidir.” Bu çalışma yapılırken, tescilli olsun ya da olmasın korunması kabul görmüş yapılar ile depreme dayanıklı veya güçlendirmeye değecek yapılar ve yıkılmasında sakınca görülmeyecek yapılar belirlenmelidir.

4-7. Bu merkezde kentin tarihini, kültürünü ve geleneksel yaşantısı hakkında arşivlerin yer aldığı bir Kent müzesi yapılmalı ya da kimlikli binalardan dönüştürülmelidir. Arkeolojik müze, merkeze fazla yükleme getireceğinden ve büyüme olanağı olmadığından, kazı alanlarında, kendi yerlerinde arkeoloji müzeleri yapımı teşvik edilmelidir.

4-8. Yeni Hükümet Binası için ayrılan kaynağın kullanımına olanak tanınmalı, bunun için proje elde etme süreci başlatılmalıdır. Bir yarışma süreci programlanmalı, yukarıdaki hususlar yarışma şartnamesine dönüştürülmelidir. Jüri, Denizliyi bilen, anlayan, sempozyumda ortaya çıkan ortak değerleri gözeten deneyimli uzmanlardan oluşmalıdır. (Yarışma altlığı için imar planları, plan raporları, merkeze-alana ait hava fotoğrafları, envanter çalışmaları, mevcut yapılara ilişkin planlar, projeler, yarışmaya katılacak ekiplerin mesleki profilleri ve mesleki profilleri, Belediyenin performans raporları, alanla ilgili analitik veriler, ağaç rölövesi, ulaşım raporları, mülkiyet durumları, plankote, yapısal durum vb. sempozyum eki olarak ayrıca bir raporla belirtilecektir.)

4-9. Bu merkezdeki mevcut imar planları birbiri ile çelişmektedir. Çelişkiler giderilmeli, kent merkezini canlandıracak kullanım kararları, plan hükümleri, yoğunluk katsayıları planlara işlenmelidir. Konu Nazım Plan değişikliği gerektirmektedir. (1/25 000 lik İl Çevre Düzeni Planı ve alt planları)

 4-10. Merkezin düzenlenmesi sırasında araç trafiği ve yaya trafiği dikkate alınmalı, merkezin insansızlaştırılmasına sebep olacak radikal trafik değişikliklerinden kaçınılmalıdır.

4-11. Kent Merkezinin gelişmesini engelleyen yaygın, saçaklanmış gelişme önlenmeli, Kentin İmarlı arsa stoku ve yapı stoku çıkarılmalıdır. İlde ve kentte kültür varlıkları envanteri (Gelinlik Kız Denizli, çeyizlerini sandıktan çıkarıp saymalı ) çıkarılmalıdır. Laodikeia kentin tarihsel, simgesel öğesi olmalıdır.

4-12. Bu sempozyum ile yıllardan bu yana özlenen “Kentsel Demokrasi” ve halkın kararlara katılımının geliştirilmesini amaçlayan çalışma modeli bundan sonra da ilin, kentin geleceğini ilgilendiren çalışmalara örnek alınmalıdır. Sayın Belediye başkanının da belirttiği gibi kent alanları, bölgeleri, ortak değerleri ticaretin bir rantı olarak kullanılıp atılmamalı, rantın kamu yararına paylaşımı, kullanılmasına dikkat edilmeli, amaç yaşamaktan zevk duyulacağı, sağlıklı, kaliteli eğlenceli, yaşanılabilir ve yaşayan kent mekânları yaratmak olmalıdır.

4-13. Mimarlar Odası Denizli Şubesi; Merkez Yönetimi, yöneticileri, şube yöneticileri ve sempozyum danışma kurulu ile birlikte özverili çalışmaları sonucu, 1990 Pamukkale Sempozyumundan bu yana yeni bir sempozyumla kent yaşamına olumlu katkı sunmuştur.
Bundan böyle sempozyum sonuçlarının yaşama geçirilmesinin izlenmesi de yine Mimarlar Odasına ve sivil topluma düşecektir.

Logged
suleymanonal
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 12


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : 02 Temmuz 2009, 01:58:53 ÖS »

İşler çok karıştı...
Sempozum bildirisini beğenmeyen valilik bu kez sempozyumu yok saymaya yöneldiler.
Bakın Mimarlar Odası Denizli Şube başkanı İbrahim Şenel neler söylüyor konuyla ilgili olarak:

“Bu süreç çok doğru biçimde başlamış, Denizli Valiliği Hükümet Konağı yapımı ile ilgili bir ödenek çıkartmıştı. Burası Denizli için çok önemli bir nokta olduğu için biz Denizli Valisi’yle bu konuda çok daha önceden beri görüşüyorduk. Hükümet Konağı’nın yapılacağı adada, tescilli olan mevcut Hükümet Konağı binası, tescilli olmasa da korunması konusunda mutabakat olan çok eski okullar, ayrıca bize göre korunması gereken, başkalarına göre gerekmeyen yerler var, bölgenin tek yeşil dokusu gibi. Biz bunun çok önemli bir konu olduğuna Denizli Valisi’ne bildirmiştik. Bu sadece Denizli Hükümet Konağı’nın yapılması meselesi değil, yapılması için yer göstermek gerekir. Bu da bir yarışma konusudur. Kentin merkezini çok etkileyecektir burada yapılacak olan müdahale. Bu da başlı başına bir araştırma konusudur. Bir sempozyum yapalım ve sempozyum sonuçlarının yansıdığı bir yarışma açalım. Belediye Hizmet Binası Yarışması Kolokyum’undan bir gün önce Mimarlar Odası’nı topladık, Vali ile Kolokyuma katılacak olan jüri üyelerinin de katıldığı bir toplantı düzenledik. O toplantıda sempozyum yapma kararı alındı ve biz şube olarak bir sempozyum gerçekleştirdik. Çeşitli uzmanlar, yerelden uzmanlar davet ettik.

Sempozyum sonucuna göre alanda 3 önemli kütle vardır:

Erkek Sanat Okulu Taş Atölyeleri (Taş Binalar), Tescilli Hükümet Binası, Mevcut Kız Meslek Lisesi. Fakat Valiliğin fikri Kız Meslek Lisesi yapısını korumak değildi. Birlikte başlattığımız bir süreçte böyle bir sonuç çıkınca, Vali sempozyumdan istediği sonucu alamamış oldu. O alanda bir takım başka beklentiler de var, katlı otopark, yeraltı arkeoloji müzesi gibi ve bunlar da sempozyumda çürütülmüştü. Bu durumda Valilik bir tavır değiştirerek sempozyuma karşı bir tavır aldı. Bunu da çeşitli odalar (sanayi odası, ticaret odası, esnaf odası gibi), STK’lar, Belediye Meclis Üyeleri, Siyasi Parti Temsilcilikleri, TMMOB’ye bağlı birimler vb. kurumları çağırarak bir toplantı düzenledi ve Vali, “bir sempozyum düzenlenmiş ancak sonuçları kamu tarafından kabul görmemiştir, sonuçları oylayalım” dedi ve kim elini kaldırdı, kim neyi oyladı bilinmeden “%90 reddedildi sempozyum” diye açıklama yaptı.

Herhalde dünya tarihinde bir sempozyumun böyle iptal edildiği görülmemiştir. Ben de bu yöntemi reddettiğimi, burada oylama yapanların büyük çoğunluğunun sempozyuma katılmadığını hatta sonuçlarını dahi okumadığını açıkladım. Tabi bu bir gerilim yarattı, Vali’yle sürecin başlangıcında kurduğumuz bağlar koptu. Daha sonra TMMOB İKK’yı devreye soktuk, onlar da bir görüşme daha yapmak istediler. Biz TMMOB’ye bağlı başkanlar olarak Vali’ye gittik, burada yanlış bir şey olduğunu ve bir yöntemle uzlaşmaya çalışmamız gerektiğini söyledik. TMMOB burada “Taş binalar korunsun çünkü kentte bu konuda bir mutabakat var; Hükümet Konağı zaten tescilli bir bina, o nedenle korunacak; Kız Lisesi’nin korunması konusunu ise yarışmacıya bırakalım.” Önerisini getirdi. Biz de sempozyum sonuç bildirgesinin şartname eki olarak verilmesi şartıyla kabul ettik. Valimiz de buna karşılık Valilik görüşlerini içeren bir raporun da ek olarak koyulmasını istedi. Bunu da aramızda bir protokolle kararlaştırdık. Jüri şartname oluşturma çalışmaları devam etti. Biz iyi niyet nedeniyle Valiliğin raporunun içeriğine bakmadık. Şartname yayınlanmadan bir gün önce ben içeriğiyle ilgili bilgi almak istediğimde, şu anda Vali Sonuç Raporu olarak belirtilen rapor karşıma çıktı.

Vali Bey’le hemen görüşerek bu metnin bu şekilde yayınlanmasının yanlış olacağını söyledim. Ancak Vali Bey metni aynen yayınlattı.

Yarışmadan çekilmek gibi bir olasılığı düşündüm aslında ama sonuçta yarışma yayınlandı, Oda bir jüri atadı. Sonuçta yarışmaya karşı değiliz, yarışmada inandığımız pek çok şey var, biz yarışma şartnamesine eklenen bir rapora karşıyız. Genel Merkez’le yaptığımız görüşmeler sonucunda bu yarışma sürecini kabul etmeye ama benim şube başkanı olarak hem kişisel hem kurumsal tepkimi ortaya koymak adına danışman jüri üyeliğinden çekilmem konusunda karara vardık. Konuyla ilgili bir açıklamayı da bugün basınla paylaştım. Olayın kısa açıklaması budur.

Biz göreve geldiğim dönemden beri Denizli Valisi’yle uyumlu bir şekilde çalıştık ancak görüyorum ki bizim gösterdiğimiz iyi niyet, Valilik tarafından hep kullanılabilecek bir zemin olarak algılanmış. Bu son hareketi sonucunda, bütün o güven ortamında bir gerçeklik olmadığı kanaatine vardım. Bu ortamda odamı ve kendimi daha fazla tutmak istemedim.

Ama bu yarışmayı boykot anlamında değildir. Bize böyle yaklaşan, bizim yaptığımız bir sempozyuma bu kadar ağır ithamlarda bulunan bir kurumun bu çalışmasının içinde daha fazla bulunmamak yönünde bir tasarruftur. “
Logged
Cemal Kozlu
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 13


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 02 Temmuz 2009, 02:10:10 ÖS »

Bu sempozyum sonuçlarıyla başlayan tartışmalar aslında sayın Bektaş'ın daha önce el yazısıyla verdiği "yıkılabilir" raporuyla tetiklenmiş görünmektedir.
Bu görüşe göre "rekonstrüksiyon" mümkündür. Yani eğer tarihi değildir aslında ama oda, sivil toplum tarihidir diye itiraz ediyorsa o zaman bu binaları gene de yıkalım, orayı bir temizleyelim sonra o yıktığımız binaları bir yere yeniden "rekonsrükte" ederiz, yeniden yaparız deniyor.
Ben bu ifadelerden Türkçe olarak bunu anlıyorum.
Şimdi yarışma filan açıldı da kavramsal olarak bu mesele daha orta yerde durmaktadır. Bakalım o süreç bize neler gösterecek.
Bu meselenin asıl "çat dediği" yer bana göre çözülmedi.
Alttan alta bir yanlışlık valilik tarafından sürdürülmeye devam ediliyor.
Dervişin fikri neyse zikri de o oluyormuş ya... Yıkalım denmiş bir defa sempozyumdan bu çıkmadıysa o takdirde biz o sempozyumu takmayız. Sempozyumun kararlarını oylatır falan yok saydırırız.
Yıllardır devlet böyle yönetilir zaten.
Usandığımız bu yaklaşımlar hiç değişmiyor malesef.
Benin tavsiyem sayın Bektaş gibi üstadların bu gibi konularda isimlerini korumaları, valiliklerin savunmasına altlık haline gelecek görüşleri ifade ederken dikkat etmeleridir. Zira devletin yöneticisidir nihayetinde, alır bilimsel görüşünü bir yere yama yapabilir. Nitekim şu anda bunu kullanıyorlar.
Bu arada kamuoyunda Denizli deki karşı koyuşu ve direnişi de takdirle karşılıyorum.
Saygılar
« Son Düzenleme: 02 Temmuz 2009, 02:14:42 ÖS Gönderen: Cemal Kozlu » Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!